

Yugoslav edebiyatının en önemli temsilcilerinden Dubravka Ugrešić, her hikâye ve karakteri bir bakıma Baba Yaga namlı mitolojik yaratığa iliştirdiği Baba Yaga’nın Yumurtası’nda, okuru kimileyin sıradan bir dünyayla baş başa bırakırken kimileyin fantastik bir âleme dahil ediyor. Sık sık “kelime sıkıntısı” çeken yaşlı bir kadınla kızının hikâyesiyle başlayıp devamında bir kaplıca şehrinde olan biteni anlatmaya girişen yazar, hikâye içinde hikâyeler, büyülü gerçeklikler inşa ediyor ve nihayetinde sembolik bir analize varıyor. Ustalık dönemini savaş belgeleriyle kişisel hikâyeleri birbirine karıp anlatarak geçiren Ugrešić, kurmacanın her şeye rağmen kurmacanın içinde kalınarak tersyüz edildiği bu kitapla yepyeni bir edebiyat vaat ediyor.”
“Ugrešić, el üstünde tutulması gereken bir yazar.”
–Susan Sontag
“Ugrešić’in kendine has bir sesi ve ele avuca sığmaz bir zekâsı var; dâhice.”
–Marina Warner